Resmi Yarışma – Competencia Oficial - Official Competition (2021)

 

Yönetmen: Mariano Cohn, Gastón Duprat

Oyuncular: Penélope Cruz, Antonio Banderas, Oscar Martinez

Ödüller: Altın Aslan - Venedik F.F. (Aday)

Bence: Arjantinli yönetmenler Mariano Cohn ile Gastón Duprat’ın yeni filmi Resmi Yarışma, en üst katmanıyla günümüz sanat üretimini yaratıcılarından seyircisine hicveden, bugünün üretiminin fonlanmasından toplum içinde konumlanmasına satirik bir gözle bakan ve yıldızlarının kimyasına dayanan dinamik bir komedi… Yaşlandığının farkına varan milyarder işadamı Humberto Suarez’in adını yaşatacak bir anıtsal eser yaptırmaya karar vermesine ve bunun için dönemin en gözde romanlarından birinin haklarını satın alıp bunu filme dönüştürmesi için Altın Palmiyeli dönemin yükselen yıldızı Lola Cuevas (Penélope Cruz) ile anlaşmasıyla başlıyor. Anlatı, Lola’nın romanda birbirleriyle sürtüşen kardeşleri oynamaları için sinema dünyasının iki ayrı kutbundan iki bol ödüllü – ve kendini beğenmiş- aktör ile anlaşmasına ve bu üçü arası ilişkilerin filmi sürüklemesine dayanıyor. Bu aktörlerden ilki materyalist, Hollywood sinemasına yıldızlarına benzeyen, gecelerin ve kadınların adamı, daha çok aksiyon sineması ile adını duyurmuş Antonio Banderas'ın canlandırdığı uluslararası yıldız Félix; diğeri dünyandaki küçük dağları tiyatrocuların yarattığına inanan sahne seçkini, evli barklı, karısıyla atonal müzik dinliyor olmaktan keyif alan - dinlemekten alıp almadığına emin değiliz, tiyatronun yanında belli ki Avrupa sineması filmleriyle adını duyurmuş, idealist -olduğuna inanan- aynı zamanda oyuncu eğitmeni Iván (Oscar Martinez)… İlki bu film ile alacağı Oscar Ödülü’nün töreninde sahnede kimlere teşekkür edeceğini düşünürken; diğeri ödüle layık görülünce onu sahnede nasıl reddedeceğinin ayna karşısında gizli gizli provasını yapıyor. Bu ikisi doğal olarak iyi anlaşamazlarken, Lola da aralarındaki gerilimden filmi için faydalanmak istiyor.

Bu ilk katman sinemanın görünürdeki yüksek sanat üretiminin üstüne yürür gibi gözükürken, diğer taraftan gerçekten de harika bir tartışmaya zemin kurup izleyiciyi adım adım tartışmasının da içine davet ediyor ve bir anlamda eleştirdiği alanın içinde kendi bir sanatsal üretim yapıyor. Sinema, bir sanat olarak bu ambivalansa, bu müphemliğe, bu çiftdeğerliliğe müsaade eden bir mecra…  

Film-evrende en büyük alan kaplayan ve filmi taşıyan dört karaktere biraz yaklaşınca Resmi Yarışma, varlık nedenini ortaya koyan esas tartışmasını ve niyetini açık ediyor. Humberto, kelime anlamıyla, parlayan akıl demek; film de Humberto karakterini, moderniteyi/araçsal aklı cisimleştirecek, karakterize edecek biçimde kurmuş. Resmi Yarışma, hala işlevsel kalan üretim şekli olarak kapitalizm vurgusuyla Humberto’nun şirketinin plazalarında doğum günü hediyeleri etrafında dolarak, onun sahip olabileceği her türlü nesneye sahip olduğunu seyirciye göstererek açılıyor. Filmin tartışmasına göre; modernitenin ürettiği belalardan biri olarak araçsal akıl, katı olan her şeyi buharlaştırdıktan, her şeyi nesneleştirdikten ve hiçbir zemin bırakmadıktan sonra kendisini terk eden zamanın ruhuyla yaşlandı ve onca biriktirdiklerine rağmen – bilimsel ilerleme, servet birikimi vs- filmin gözünde yalnızlaştı. Modernite ve onun yavruları kapitalizm ve araçsal aklın ruhu olarak Humberto, zirve zamanlarını geride bıraktığının ayırdına varınca bir kalıcılık sağlamak - ve bilimsel ilerlemenin bir nişanesi olarak adına bir köprü yaptırmak ilk tercihiyken materyal değil de entelektüel bir üretime yöneldi. Çiviyi – ya da belki mezar taşını - nesnel varlık alanına değil de zihinsel varlık alanına çakmaya döndü – en azından bir süreliğine. Erken modernitede aristokrasi karşısında henüz cahil burjuvazinin kendi kendisini eğitmede kullandığı en önemli araç olarak romana yöneldi ve bunu bugüne daha çok hitap eden bir medyana, sinemaya uyarlatmaya karar verdi. Bu esnada Humberto’nun kitabın içeriğiyle hiç ilgilenmemesi ancak fiyatı ve projenin verimliliğini sorgulaması Humberto ile araçsal akıl bağının altını bir kez daha çizdi.

Yeşil damarlı mermer ve patchwork senaryo

Humberto, üretim için zamanın ruhunu elinde tutan postmoderniteye yani Lola’ya yöneliyor. Modernite, en azından kapitalizmin devamlılığı ile  alt yapı üzerinden bir sürekliliği de düşündüren postmodernitenin üretimine, kendi kalıcılığı uğruna imkanlarını seferber ediyor. Beyaz, Hristiyan, erkek, heteroseksüel, aile sahibi, klasik, yaşlı, modern Humberto; kahverengi, new age dinlere yüzünü dönük, kadın, homoseksüel (biseksüel?), ilişkiler üstü, eklektik, görece genç, postmodern Lola’ya dönüyor. Lola’nın farklı malzemeleri ve yaklaşımları aynı eserde kullanan yama-işi (patchwork) senaryo defteri, yatak odasındaki bir ters F-16’ya gerilmiş İsa posteri gibi popart süslemeler ve üretim tarzı yine postmodern epistemeye işaret eden anlatı ögeleri olarak film tarafından düşünülmüş. Lola’nın odasının karşısında da Humberto’nun plazası ve açık bir modern mimari örneği “Humberto Suarez Kültür Merkezi” binası var.

Film gözünde Lola ile Humerto arasında hem bir alışveriş hem bir karşıtlık varken, Lola’nın birbirlerine yaklaştırdığı iki baş rol arasında ise doğrudan bir karşıtlık ilişkisi var. Orta yaşı geçkin bu iki erkek de film tarafında yine kökü modernite ile ilişkili yine erkek egemen toplumdan uzanan materyalist ve idealist akımlarla ilişkilendiriliyorlar. Film bu ilişkilenmeleri biraz kabaca yapsa da anlaşılır olmayı incelikten önemli bulmuş olabilir. Lola, bu iki kutup arası gerilimden enerji devşirmeyi hedefliyor ve kozmos ile kaosu birine yaklaşınca ortaya çıkan Deleuze ile Guattari’nin üretken Kaosmos’u gibi bulacağı dengede – Guattari ile aynı adı taşıyan- Felix ile Ivan’ı yeni anlamlar üretmeye zorluyor.

Film iki perspektife de mesafeli ve ikisine karşı da alaycı ve acımasız.

Resmi Yarışma, filmin çoğunun geçtiği Humberto Kültür Merkezi’nin modern mimarisini bahane ederek derinlikli ve yüksek mekanlar ile beraber duvarda kullanılan yeşil damarlı mermer sayesinde oluşturduğu kozmik atmosfer sayesinde bu sürtüşmenin/çarpışmanın filmin kurduğu yepyeni bir evrende yaşandığını gösteriyor. Evet, her film – bizim evrenimize benzesin benzemesin - yaratma imkanı ve özgürlüğüyle kendine has bir evren kurar ama Resmi Yarışma’nın minimalist bir tavırla kurduğu evreni düşük çözünürlüklü kullanıcı arayüzlerinin verdiği hisse benzer bir açıklıkla izleyiciye kendisininkinin bizimkinden ayrıklığını açıklıyor. Kurduğu yalın ve görece küçük uzay-zaman düzlemi yakın geçmişten bugüne uzanan modernite ve postmodernite gibi epistemeleri, entelektüel pozisyonları, değer sistemlerini, düşünce akımlarını cisimleştirebilir ve bunları dilediğince etkileşime sokarak bunlar üzerine düşünebilir, tartışabilir. Hatta bugün geçerlilikleri üzerine yargılarda bulunabilir, istediğini cezalandırıp, istediğini zamanla güçlendirip, kimisini sahne dışına atabilir. Fikirlerini imgesel olarak ya da sembolik argümanlarla sunabilir, savunabilir, değiştirebilir.

Lola, anlatı tarafından bakınca yönetmen-oyuncu ilişkisiyle, sembolik tarafta ise zamanın ruhu sayesinde bu adamlarla arasında kurulan hiyerarşiyi kullanarak onları karşısına alıp sınırlıyor, zorluyor, baştan çıkartıyor, korkutuyor, tartıyor, onlara alan açıyor, onlarla savaşıyor ve onları savaştırıyor. Bu ilişki adamlar için bir tür şeytanla yatağa girmek gibi ve sonunda postmodern tavır ikisinin de geçmişlerini ve değerlerini - elde canlı kalabilen son materyalist ve idealist değerleri - kelimenin hem ilk anlamıyla hem sembolik olarak öğütücüde çatır çatur parçalıyor – bu esnada postomodernite kendininkilerden de vazgeçiyor. Ödüllerini parçalamak, bu zeminsizlik ortamında zorla da olsa tutunulan son değerlerin de yok olması ve nihilizme kayış olarak görülebilir ya da içi boşalan değerler anlatılarının yapısökümcü bir yıkıma uğratılması olarak da görülebilir – ya da her ikisi beraberce yükselen dalgalar olabilir. Postmodernitenin bu yaklaştırmadan beklediği sonuçlar birbirini dışlamaya teşne perspektiflerin beraber işlevselliklerini koruyabildikleri alanın fazla dar olduğunun ortaya çıkmasıyla sonunda birinden birinin tek başına yoluna devam edebileceği bir dengesizlik üretecek.  

Film her konu ettiği her perspektifi ve pozisyonu ayrı ayrı yaklaşımlarla yapı-bozuma tabii tutuyor. Hepsi yavaş yavaş ya da hızla düşüyorlar. Derrida Resmi Yarışma’nın ürettiği bu bataklığı görse beğenirdi kanımca.

Tüm bu perspektifler arası yıkıcı, çatışma yüklü, hatta ölümün kıyısında gezinen tartışmalar sürerken. Humberto’nun amacına tam manasıyla ulaşamasa da gücünü kaybetmemesi; filmin araçsal aklın ve kapitalizmin bu tartışmalardan pek de etkilenmeyeceğini düşündüğüne işaret ediyor. Ancak unutmayalım ki film için de Humberto yaşlı, yeni bir hamle yapacak mecali de yok, açık bir geleceği de… Bugün itibarıyla hala zengin ve güçlü…

Humberto Suarez en sağda.

Puan:

Puanlama, 10 üzerinden yapılmıştır ve tamamen kişisel tercihlere dayanmaktadır. Notun belirlenmesi için kullanılan kriterler tamamen keyfi bir biçimde oluşturulmuş ve bu kriterlerin ağırlıklandırılmasında da benzer bir metodoloji kullanılmıştır. Beğeni çok kişiseldir ve bu bölüm yazının en değersiz parçasıdır. Puanlar, kategoriktir.

Fragman