Murat Can Aşlak Kitap ve Film Yazıları

filmler ve kitaplar üzerine ve üzerinden fikri tepişmeler

  • Anasayfa
  • Filmler
  • Filmler Listeler
  • Serbest Yazılar
  • Kararsız Okur
  • Kitaplar
  • Hakkımda

Yerleşmeyen Anlam: Shakespeare’i neden hiçbir zaman tamamlayamayız

August 19, 2026 by Murat Can Aslak

SabitFikir, Nisan 2026

Shakespeare metinlerinde anlam sabitlenmez. Bir şey söylenir; ama söylenen, söylendiği yere yapışmaz. Anlam, söylenenle çivilene çivilene yerleşmez. Cümleler metin aktıkça yüklendikleri ağırlığı taşımakta zorlanır; karakterler kendi üzerine kapanamaz. Hamlet konuşur; ama biraz yavaşlayınca bu düşüncenin kime ait olduğu belirsizleşir. Macbeth karar verir; ama bu karar, özsüz ve yuvasından çıkmış bir benliğin içinden geçerken çözülür. Lear yargı dağıtır; ama söz ile kimlik arasındaki bağ her adımda gevşer ve bir daha eski sıkılığına kavuşmaz. Yüzeyde akanın üzerine gittikçe, anlam yerini yurdunu kaybeder; hiçbir şey başladığı yere geri dönemez, yeni bir kararlılığa da yerleşmez.

Bu metinlerde birey, sabit bir öz, bir çekirdek olarak durmaz; kendiyle arasında bir mesafe taşır.
Kendine yöneldiği anda – ya da okur yöneldiği anda – kendinden ayrılır. Bu boşluklar, bir kopukluk ya da bir eksiklik değil, metnin işleyişidir.

Shakespeare yüzyıllar boyunca “anlamak” için okundu. İnsan doğasının aynasını en iyi kuran yazar olarak yüceltildi. Karakterler derinleştirildi, motivasyonlar sabitlendi. Anlam, dağılmış olanı yeniden merkeze toplar gibi, farklı okumalarla defalarca kurulmaya çalışıldı. Her seferinde bu merkezin bulunduğuna inanıldı. Ama bu çabaların her biri, metni kapatmak yerine başka bir yerinden açtı. Sabitlemeye çalıştıkça metinler çoğaldı, canlandı.

O zaman cümleyi yeniden kuralım: Bir zamanlar Shakespeare’i anlamak için okuduk; şimdi ise onu anlamanın neden hiçbir zaman tamamlanmadığını görmek için okuyoruz.

Bu metinler anlamı kurmaz; yerleşeceği anda onu yeniden harekete geçirir. Bir sahne kurulur, bir ilişki belirir, bir cümle ağırlık kazanır; tam yerli yurtlu bir hâl alacakken yeni bir boşluk belirir ve hepsi kayıverir. Aynı karakter, aynı söz, başka bir bağlamda yeniden anlamlanır. Önceki silinmez; yanına eklenir. Okur bir noktayı yakaladığını düşündüğünde, metin çoktan başka bir yöne kaymıştır; yakalanan şey anlam değil, onun geride bıraktığı izdir.

Shakespeare’in kalıcılığı, sunduğu anlamdan değil; hiçbir zaman tam olarak yerleşmeyen anlamından gelir. Metinleri tamamlanmış yapılar değil; her okumada yeniden kurulan alanlardır. Karakterler yalnızca psikolojik derinlikler değil; dilin içinde kurulan ve her an yeniden çözülen düğümlerdir.

Belki de bu yüzden Shakespeare, bir yazar olarak değil; bir çekim alanı olarak varlığını sürdürür. Onu okumak, anlamı bulmak değil; onun kayışına maruz kalmaktır.

Aşağıdaki kitaplar, Shakespeare’i açıklamak için değil;
onun açtığı bu kaygan zeminde birlikte hareket edebildikleri için yan yana duruyor.

Liste:

Öznenin Dağıldığı Yer

1.     Dostoyevski – Yeraltından Notlar
Kendi üzerine kapanmaya çalışan bilinç, her hamlede yerinden kayar.

2.     Virginia Woolf – Dalgalar
Konuşan sesler birleşmez; özne, dalgalar gibi dağılır.

3.     Clarice Lispector – Yıldızın Saati
Anlatı kurulur gibi olurken, anlatan ile anlatılan yer değiştirir.

4.     Fernando Pessoa – Huzursuzluğun Kitabı
Bir ben konuşmaz; benlikler birbirinin içinden geçer.

5.     Knut Hamsun – Açlık
Bilinç, kendi merkezini kaybettikçe çoğalır.

Bekleyiş ve Tamamlanamama

6.     Samuel Beckett – Godot’yu Beklerken
Bekleyiş sürer; zaman geçer, ama hiçbir şey bir olaya yerleşmez.

7.     Enrique Vila-Matas – Bartleby ve Şürekası
Yazı ilerlemez; her cümle yazmamanın etrafında dolaşır.

8.     Franz Kafka – Şato
Yaklaşmak mümkündür; varmak değil.

9.     Dino Buzzati – Tatar Çölü
Hayat, gerçekleşmeyen bir anın etrafında yavaşça tükenir.

10.  Thomas Bernhard – Beton
Başlamak bile, bitmeyen bir ertelemenin parçasıdır.

Anlamın Kaydığı Metinler

11.  Borges – Ficciones
Gerçeklik her okumada yeniden kurulur ve hiçbir zaman sabitlenmez.

12.  Italo Calvino – Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Okur hikâyeyi ararken, hikâye sürekli yer değiştirir.

13.  Vladimir Nabokov – Solgun Ateş
Metin kendini açıklamaya çalıştıkça çözülür.

14.  Julio Cortázar – Seksek
Sıra değiştikçe anlam yerini terk eder.

15.  Thomas Pynchon – 49 Numaralı Parçanın Nidası
İzler çoğalır; ama hiçbir zaman tek bir anlama bağlanmaz.

16.  Mark Z. Danielewski – Yapraklar Evi
Metin derinleşmez; genişleyerek okuru içine alır.

17.  Alain Robbe-Grillet – Kıskançlık
Görünen sabit kalır; ama anlam sürekli kayar.

18.  David Markson – Wittgenstein’ın Metresi
Cümleler bağlanmaz; anlam dağılır.

Yapının Çözüldüğü Alan

19.  Kobo Abe – Kumların Kadını
Kaçış mümkün değildir; anlam kaçışın içinde çözülür.

20.  Georges Perec – Hayat: Bir Kullanma Kılavuzu
Yapı genişler; merkez görünmez olur.

August 19, 2026 /Murat Can Aslak
  • Newer
  • Older

Powered by Squarespace