Bilginin Kıyısında Üç Figür: Büyücü, Cadı, Filozof
SabitFikir, Haziran 2025
Modernite ile ilişkili bilgi rejimleri, yalnızca "neyin doğru" olduğunu değil, "kimin konuşabileceğini" de belirler. Bu çerçevede bilgi, nötr bir alan değil; tarihsel olarak şekillenmiş, iktidar tarafından normatif biçimde sınırlandırılmış bir düzendir. Bilgi üretimi ve aktarımı, bu gelenekte akıl, bilim ve kurumsal meşruiyet üzerinden inşa edilirken, sezgiye, bedene ve doğaya dayalı alternatif bilgi formları ise çoğu kez dışlanmış ya da ikincilleştirilmiştir. Bu dışlanan alanda üç figür öne çıkar: büyücü, cadı ve filozof. Her biri, epistemolojik bir kırılmayı temsil eder.
Büyücü, modern akılcılığın dışında kalan bir bilgi tarzının taşıyıcısıdır. Onun bilgisi deney değil yaşam bilgisidir; doğruluk değil, ilişki arar. Doğa ile arasında özne-nesne ilişkisi ve dolayısıyla bir mesafe yoktur. Doğa harcanabilecek ya da parasallaştırılabilecek bir kaynak değil, ortak bir varoluş düzlemidir. Deleuze’ün rizom kavramı burada akla gelir: Büyücünün bilgisi, merkezi olmayan, dağınık ama birbirine bağlı çoklu temas noktalarından oluşur. Büyücü figürü, doğayı yalnızca sömürülecek bir nesneye indirgemeyen alternatif bir düşünme biçimini temsil eder.
Cadı, bilgi-iktidar-toplumsal cinsiyet üçgeninin kesiştiği yerde bir büyük itirazdır. Cadılık, yalnızca doğayla ilişkili bir bilgi değil, aynı zamanda patriyarkal iktidarın dışladığı bir karşı-bilgidir. Cadı figürü, hem beden bilgisiyle hem de patriyarkal iktidarın dışladığı karşı-bilgi biçimleriyle ilişkilendirilmiş; bu nedenle bastırılmış kadın bilgisinin güçlü temsillerinden biri hâline gelmiştir. Foucault’nun bilgi/iktidar kavramsallaştırması burada belirleyicidir: cadının bilgisi, egemen bilgi biçimlerinin dışında kaldığı için şeytanlaştırılır. Bu figür, minör bilgi ve kaçış çizgisi üreterek epistemolojik hiyerarşilere doğrudan bir meydan okumadır. Hem bir direniş hattı hem de alternatif bir epistemoloji olarak belirir.
Filozof, geleneksel olarak bilgi öznesi olarak görülse de, Deleuze’ün yaklaşımında filozof hazır ve sabit kavramları temsil eden değil, yeni kavramlar yaratan bir figürdür. Geleneksel anlamda filozof, bilginin rasyonel ve sistematik üreticisi iken, Deleuze’ün filozofu kavram yaratımıyla tanımlanır. Bu yazıda kurduğumuz üçlü içinde bu filozof tipi, büyücüyle sezgi düzleminde, cadıyla beden ve deneyim düzleminde buluşur. Nietzsche’nin poetik felsefesi ve Spinoza’nın doğa fikri, bu figürler arasında bir geçirgenlik yaratır. Bireyin safi akıl yoluyla kurtuluşuna duyulan inanç, Deleuze’ün kavramsal akışkanlığıyla karşılaştırıldığında sabit, donuk, özcü ve evrenselci kalır.
Bu üç figür, bilgi üretiminin çoklu, katmanlı ve çatışmalı doğasına işaret eder. Bilgi yalnızca üniversitelerde, laboratuvarlarda - kurumsal yapılarda - üretilmez. Aynı zamanda sezgilerde, bedende, doğada ve toplumsal karşı-duruşlarda da üretilir. Bu figürlerin yeniden düşünülmesi, epistemolojide radikal bir çoğulculuğu mümkün kılar. Büyücünün sezgisi, cadının direnişi ve filozofun kavramsal yaratımı, hem bilgi hem de toplumsal dönüşüm için alternatif yollar açar. Bu yollar, yalnızca bilmenin değil; var olmanın da yeni, cesur biçimlerini fısıldayan güçleriyle heyecan vericidir.
Bu ay dergimizin sayfalarında büyücüler dolaşıyor. Bundan ilhamla, Kararsız Okur’a büyücülerin sırtlandığı romanları taşıyalım istedik. Hepinize büyüleyici güzellikte bir Haziran dileriz.
Liste:
1. Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar
"Büyü, hakikatin perdesini aralamaktır."
2. Ben, Kirke – Madeline Miller
" Yüreklerimizde gerçekte ne olduğu bilinseydi kaçımız affedilirdi?"
3. Yerdeniz Büyücüsü – Ursula K. Le Guin
“Bütün hayatımızı, aslında yapmaktan başka çaremiz olmayan şeyleri rızamızla seçmeyi öğrenmekle geçiriyoruz.”
4. Yüzüklerin Efendisi Serisi – J.R.R. Tolkien
"Beyaz bir büyücü olarak geldim. Şimdi beyazım." – Gandalf
5. Yürüyen Şato – Diana Wynne Jones
Hayao Miyazaki'nin Oscar adayı olan animasyon filminin dayandığı roman...
6. Jonathan Strange ve Bay Norrell – Susanna Clarke
“Büyü, sadece kelimelerden ibaret değildir; kalpten gelen bir arzudur.”
7. Büyücünün Diyarı – Lev Grossman
"Büyü öğrenmek, bir dil öğrenmek gibidir. Ama bu dil, evrenin kendisiyle konuşur."
8. Gölge ve Kemik – Leigh Bardugo
“Yukarıda yıldızlar vardı ama ben sadece onlara uzanan sonsuz karanlığı görebiliyordum.”
9. Sissoylu – Brandon Sanderson
“En iyi yalancılar çoğu zaman doğruyu söyleyenlerdir."”
10. Gece Sirki – Erin Morgenstern
“Şenliklerimiz burada bitti. Gördüğün oyunculara gelince, Sana dediğim gibi, onlar birer ruhtu ve Hepsi eriyip havaya karıştı, o incecik havaya...”
11. Kral Katili Güncesi– Patrick Rothfuss
"Üç şey bilge bir adamdan saklanır: Bir çocuğun kalbi, bir kralın hazinesi ve bir büyücünün gerçek adı."
12. Diskdünya – Terry Pratchett
"Büyü, dünyanın dikişlerinden sızan bir şeydir. Ve dikişler gevşek
13. Kara Kule – Stephen King
"Büyü, gerçeğin gölgesidir."
14. Faust – Goethe
"Büyü, insanın tanrıyla yarışma çabasıdır."
15. Macbeth – Shakespeare
"Çifte, üçe katlansın büyümüz, kara gücümüz!" – Üç Cadı
16. Prestij - Christopher Priest
"Siz gerçeği bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz."
17. Büyücü -John Fowles
"Kimi anlar vardır ki sessizlik bir şiir olur."
18. Melnibone’lu Elric Destanı – Michael Moorcock
Çünkü sadece bizi en derinden ilgilendiren konularda, en açıkça ve derin inandırıcılıkta yalanlar söyleriz.
19. The Witcher Son Dilek – Andrzej Sapkowski
"’İnsanlar,’ Geralt başını karşı yöne çevirdi, ‘canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler.’"
20. Büyücüler – Levent Mete
“Yeni çağın doğumu, öncekinin ölümü pahasına gerçekleşiyordu.”
21. Muinar – Latife Tekin
“Yaşım yok, yılan olup sıyrıldım, kuş olup savuştum yıllardan.”
22. Yüz Bin Krallık – N. K. Jemisin
"’Tahrif edilmiş bilgide bile bir gerçeklik payı vardır,’ diye cevap verdim, ‘eğer doğru okumayı becerebilirsen.’"
23. Deve Cüce – John Crowley
“Bütün bu yıldızlı gökleri içine alabildiği için koskocaman olması gereken şey kendi zihni miydi, yoksa zihninin kavrayışına sığabilecek kadar küçük olan şey evrenin kendisi mi? İki ucun arasında bir büyüyüp bir küçülerek gidip geldi.”
24. Büyü Dükkanı – Yeşim Taş Türköz
“Geçmiş ve geleceği birbirinden ayıran tek çizgi, içinde bulunduğumuz andı ve biz, çizginin kendisinden çok, onun birbirinden ayırdıklarıyla ilgileniyorduk.”
