Theseus’un Gemisi ve Güvertede Edebiyat
SabitFikir, Haziran 2024
Boğa başlı, çift baltalı, labirentine salınan kurbanlarını parçalayıp yiyen mitolojik yaratık Minotor’un hikâyesinin Yunanların Girit merkezli Minos Medeniyetiyle karşılaşmasıyla ilişkili olduğu düşünülür. Minos sarayları öyle büyüktür ve o kadar çok birbirine bağlanan koridor ve merdiven içerir ki Yunanlar bunları labirente benzetir. Minoslular için boğa çok önemli bir hayvandır, gençler saray avlusunda boğa sıçraması sporu yaparlar. Bununla ilgili duvar resimleri günümüze kalmıştır. Yunanlıların Minosluların boğa sevgisini, saraylarını ve kendileriyle çatışmalarını mitoloji kazanında kaynatarak korkunç Minotor mitini geliştirmiş olabilecekleri düşünülür.
Babası Ege Denizi’ne adını veren Atinalı Theseus, Minotor’a kurban edilecek Atinalı kurbanlardan biriymiş gibi Girit’e gidip hikâyenin sonunda Minotor’u öldürür. Bir kahraman olarak Atina’ya dönen Theseus’un gemisi Atina’da Giritlilere karşı kazanılan bu zaferin anısına saklanır. Zamanla gemi eskimeye başlar, eskiyen parçalar değiştirilir. Sonunda öyle bir gün gelir ki Theseus’un gemisindeki tüm parçalar en az bir kere değişmiştir. Şimdi soru şudur: Bu gemi hala Theseus’un gemisi sayılır mı?
Hobbes paradoksu bir adım ileri götürür; bir Atinalının gemiden çıkan eskimiş orijinal parçaları topladığını ve bunları yeniden bir araya getirdiğini hayal eder. Bu durumda ortada iki gemi olacaktır. Hangisi Theseus’un gemisidir? Herakleitosçu bir bakışla cevap açıktır: Varlık sürekli değişir, ortada bir paradoks yoktur. Theseus’un Atina’ya vardığı gemi ile ertesi günkü gemi farklıdır. Aristoteles’e göre varlığı açıklayan dört neden vardır: şekilsel neden, maddesel neden, etkin neden ve nihai neden. Geminin şekli aynı kalmıştır, maddesi tahtadır; etkin neden ise onu yapan ve zaman içinde onaranlarla ilgilidir. Nihai nedene bakarsak geminin maksadı zamanla değişmiş; Theseus’u denizde bir yerden bir yere götüren bir araç olmaktan çıkıp Atina’da korunan bir anı nesnesine dönüşmüştür. Hobbes’a dönersek, paradoks kimlik ve aynılık açısından iki ayrı gemi ihtimalini ortaya çıkarır; bu iki ölçütün iki ayrı yolu tutturmasıyla iki ayrı gemi belirir.
Varlığın ve/veya hakikatin nerede olabileceği ya da aranabileceği sorusu burada belirleyici olabilir. Theseus’un gemisi bir idea ya da bir kavram mıdır yoksa nesnel varlık alanında olan maddesel bir varoluşta mıdır? Bizim insan olarak tüm atomlarımız zamanla değişse aynı insan olarak kalır mıyız? Kimliğimizi korur muyuz?
Gene bir bahar sonu, gene bir yaza giriş mevsimi… Tam dalından yaz kitapları toplamanın zamanı aslında… Ancak yaz kitapları, deniz, adalar, Akdeniz kıyıları gibi alanlara önceden yönelip sayfalarımızı bunlara adayıp bu büyük çerçevelerin içini dolu dolu önceden boyadığımız için bu defa detaylar üzerine eğilelim istedik. Yazla özdeşleşmiş ögelere yaklaşıp zihnimizi serbest bırakmaya karar verdik. Bir iki denemeden sonra gemilerin güvertesinden kitaplar fışkırdı. Biz de bunlardan bir demet toplayıp Kararsız Okur’a serpiştirdik.
Liste:
1. Bir Gemide - Ferit Edgü
a. “eksik bir şey var. o akşam da eksik bir şey vardı. tüm yaşamım boyu eksik bir şey vardı. hiçbir zaman bulup çıkaramadım.”
2. Beyaz Gemi – Cengiz Aytmatov
a. “Mide beyinden akıllıdır çünkü mide kusmayı bilir, beyin her pisliği yutar....”
3. 10 Numaralı Kamara – Ruth Ware
a. “…ama limanlar bana havalimanlarının asla veremediği bir özgürlük hissi verir.”
4. Bir Kayıkta Üç Kafadar – Jerome K. Jerome
a. “Ne zaman elime bir ilaç broşürü geçse, söz konusu hastalığın en ölümcül olanına tutulduğum hissine kapılmaktan alamam kendimi.”
5. Kon-Tiki – Thor Heyerdahl
a. “Sürüklenen bulutları, ay ışığıyla yıkanan dalgalı denizi seyrediyor ve önümüzde çömelmiş, gözlerini sönmekte olan ufak ateşin kızıllığına dikmiş yarı çıplak bir ihtiyarı dinliyorduk.”
6. Son Rıhtım - Alvaro Mutis
a. "Yaşam açık kalmış hesapları kapatmak için arada bir öyle şeyler yapar ki, aldırmamak pek tavsiye edilmez. Bunlar düşler ve fanteziler dünyasında kendimizi kaybetmemizi, gerçek kaderimizi yaşadığımız zamanın sıcak ve gündelik akışına geri dönmemizi sağlayacak bilançolara benzer."
7. Uzun Yol - Bernard Moitessier
a. "Genelde gece benim için karanlık değildir. Geceyi her zaman sevmişimdir, onun içinde konuşan, şarkı söyleyen, bir şeyler anlatan ne çok şey vardır."
8. Önceki Günün adası – Umberto Eco
a. “Ateş için rüzgâr neyse, yokluk da aşk için odur: Küçüğünü söndürür, büyüğünü alevlendirir.”
9. Odysseia -Homeros
a. "Boş sözler şeytanidir."
10. Akdeniz - Panait Istrati
a. “Anlamak ne kadar güç! Gerçekten, biz iyi ile kötü, güzelle çirkin arasına bu kadar büyük setler çekmekle hata ediyoruz.”
11. Aganta Burina Burinata - Halikarnas Balıkçısı
a. “Nitekim deniz de bağrına atılan taşı unutur ama, o taş gene oradadır ve oradan bir daha çıkmaz.”
12. Amat – İhsan Oktay Anar
a. “İlk kez öldürdüğünde bir değil, sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. Yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. Babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da,savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... Bütün bu kişileri öldürmüş olursun. İkinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişiyi öldürmüşsündür.”
13. Moby Dick – Herman Melville
14. Lord Jim – Joseph Conrad
a. "Sanki yalnızlık, var olmanın sert ve gerekli bir koşuludur"
15. Pi’nin Yaşamı – Yann Martel
a. “Dışarıdaki kötülük, içimizdeki kötülüğün özgür bırakılmış halidir.”
16. Yaşlı Adam ve Deniz– Ernest Hemingway
a. “İnsanoğlu kaybetmek için yaratılmamıştır ama...” dedi, “Yok edilebilir! Fakat yenik düşürülemez!”
17. Satranç – Stefan Zweig
a. “Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.”
18. Denizler Yıldızı - Joseph O’Connor
a. “İnsanlara vahşi muamelesi yaparsanız onlar da vahşi gibi davranır,”
19. Kralların şarkıları – Barry Unsworth
a. “Eşiğe kadar gelip de eve asla giremeyen insanlar vardır.”
20. Deniz İşçileri – Victor Hugo
a. “Yanardağ taşları fırlatır, devrimler de insanları.”
21. Bir Kayıp Denizci – Gabriel Garcia Marquez
a. “Denizde bir yıl kalınabilir, ama bir gün gelir daha fazla kalmak olanaksızlaşır.”
22. Denizkurdu – Jack London
a. “Çekingen ve ürkekti, ama cesareti vardı. O da etin ve etin huzursuzluklarının varisiydi, ama et yalnızca etin başına belaydı.”
23. Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü- Edgar Allan Poe
a. “Ama her şey son derece afallatıcı ve akıl sır ermez bir gizem perdesiyle örtülüyken ve şüphesiz sonsuza kadar da öyle kalacakken, tahminlerde bulunmak tamamen faydasız.”
24. Redburn – Herman Melville
a. "Çünkü uykuda olmanın genellikle rahatlatıcı bir şey olduğu kabul edilirse de, yine de uyku sırasında kimse uykunun tadını çıkardığının farkında değildir."
25. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah – Jules Verne
a. "Körü körüne yürüyoruz, körü körüne seyrediyoruz."
26. Nil’de Ölüm – Agatha Christie
a. "İnsanlar en boş nedenlerle bile gerçekleri söylemekte kaçınabiliyorlar."
