Romanlardan Dizilere ve Filmlere Uyarlamalar - Platon’un taklidin taklidinin taklidinden bugünün açık varlık söylemine
SabitFikir, Mayıs 2024
Platon’un idealizmi, gerçekliğin ve gerçek bilginin temelinin cisimler dünyasında değil, idealar dünyasında bulunduğu üzerine kurulur. Nesneler dünyasındaki (doğadaki) şeyler; idealar dünyasındaki ideallerin geçici kopyalarıdır. Platon’a göre sanat da kabaca, bu geçiciler dünyasını taklit eder. Yani Platon’a göre sanatçı taklidin taklidini üretir. Bu nedenle Platon sanatçılara pek saygı duymaz, sanatın insanı gerçeklikten daha da uzaklaştırdığını düşündüğü söylenebilir. Örneğin Platon döneminin yüksek sanatlarından tragedyayı, ruhun hakikatten sapması, taşkınlık, korkaklık ve zayıflık olarak görür.
Aristoteles için sanat taklidin taklidi olmaktan da gerçeğin çarpıtılmasından da uzaktır. Aristoteles de mimesis, yani taklit ve temsil fikriyle başlar; ancak sanatı gerçekliğin edilgen bir kopyası olarak görmez. Tragedyanın korku ve acıma duyguları aracılığıyla katharsis üretebildiğini söyler. Sanat sadece zevk vermek için değildir; insanın duygularıyla ve dünyayı kavrayışıyla ilişkiye girer. Mimesis doğrudan olanın olduğu gibi yansıtılması değildir; sanatçı malzemesini seçer, düzenler ve yeniden kurar. Bu nedenle sanat yalnızca olanı aktarmakla kalmaz; Aristoteles’e göre şiir, olabilecek olanı da olasılık ve zorunluluk çerçevesinde kurar.
Tarih boyunca söylem değiştikçe sanatın tanımı ve işlevi de dönüştü. Felsefenin, geçici olanlar ve yanıltıcılar arasında değişmez olanları tanımlayabilmeye çabası tarih içinde kayboldu. Bununla beraber kapalı varlık tanımları zayıflarken açık varlık ve oluş tanımları güçlendi. Buna paralel olarak sanatın hayatı genişletebilme, varlık ve çokluk üretebilme gücü öne çıkmaya başladı. Sanat mimesis’ten uzaklaşıp, çokluk olarak ve çok anlamlılığa uzanırken hayatın ardındaki kaynaktan olası evrenler kurma gücü -ve dolayısıyla yeni kavramlar, yeni düşünme ve varlık biçimleri yaratma gücü- ortaya çıktı. Sanatın hayatın ardını dolduran büyük potansiyellerle dolu kaostan düzenler çıkartarak hayatı büyütebilme gücü bugünün sanata bakışının merkezinde yer alıyor.
Platon, günümüz uyarlamalarını görseydi; onları “taklidin taklidinin taklidi” olarak görüp uyarlamadan muhtemelen nefret ederdi. Aristoteles ise uyarlamalara daha yumuşak yaklaşabilir ve herhangi bir yeni sanatçı yorumu olarak görebilirdi. Tabii onun sanata verdiği görevler ile sanata dair akılcı bakışı da bugünün sanat anlayışıyla uyuşmayacaktı. Bu ay, filmler ve dizilere uyarlanan romanları eteğine toplayan bir Kararsız Okur hazırladık.
1. Üç Cisim Problemi – Cixin Liu
a. “İnsanlar çekirgeler ortadan kaldırmak için birçok yol denemişti: her türlü zehir, sprey kullanmışlardı. Düşmanlarını besleyip büyütmüş, yumurtalarını arayıp onları yok etmişler, onları kısırlaştırmak için genetik modifikasyona başvurmuşlar, onları ateşte yakmış, suda boğmuşlardı. Ama onlar hala yeryüzü ve gökyüzü arasında gururla yaşıyorlar. İnsanlar ile Trisolaris arasındaki teknolojik fark, insanlar ile çekirgeler arasındakinden daha mı büyük?”
2. Watchmen – Yazar: Alan Moore Çizer: Dave Gibbons
a. “Bu şehir kuduz olmuş, ölüyor. Dudaklarından rastgele köpük silmekten başka elimden gelen bir şey yok mu?”
3. Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan
a. “Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle , yazıyla , resimle ya da susarak .”
4. Değerli Dostum Dexter – Jeff Lindsay
a. “...ben, bensiz dünyanın çok daha iyi bir yer olacağının farkındaydım.”
5. Günah Şehri – Frank Miller
a. “Gün ağarıyor. Kendime saklanacak bir yer bulmalıyım.”
6. Selvi Boylum al Yazmalım – Cengiz Aytmatov
a. "Seni zorla tutacak değilim." dedim. "Ama sen gidersen, ben de durmam buralarda. Bir an bile durmam. Issız kalan bir yeri ilk bırakışım değil."
7. Kıyamet Gösterisi – Terry Pratchett ve Neil Gaiman
a. “Cadılıkla ilgili birçok kitap cadıların çıplak çalıştığını söyler. Çünkü cadılıkla ilgili kitaplar erkekler tarafından yazılır.”
b. Dizi uyarlaması Good Omens
8. Uykulu Kuytu Söylencesi – Washington Irving
a. “Hayatta hiçbir vaziyet yoktur ki insana fayda sağlamasın, onu keyiflendirmesin; elbette şu nükteyi aklımızda bulundurmak kaydıyla: Hortlak süvarilerle yarışan adamların başları muhakkak ki derde girer."
9. Vezir Gambiti – Walter Tevis
a. “Dünyada hiçbir şey "hiçlik kadar" büyük bir baskı yapmaz insan ruhuna.”
10. Bizim Büyük Çaresizliğimiz – Barış Bıçakçı
a. “Ne yöne gidecektim? Geçmiş ve gelecek birbirleriyle öncelik sonralık ilişkisi içinde miydi? Biri geride diğeri ileride miydi?”
11. Keskin Şeyler – Gillian Flynn
a. "Sorunlar, onları fark etmenizden çok ama çok önce başlar."
12. Susuz Yaz – Necati Cumalı
a. "Bir adam çiçek, hayvan sevmedi mi at öylesini..."
13. Notre Dame’ın Kamburu – Victor Hugo
a. “’Gün ışığı herkesin malıdır. Ne diye bana yalnız geceyi veriyorlar ?’ dedi Esmeralda.”
14. Gulyabani – Hüseyin Rahmi Gürpınar
a. "Sevdiklerini her dakika rahatsız edecek, ıstırap verecek şekilde sevenlerin duygularında içtenlikten çok bencillik vardır."
15. Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Marquez
a. “Kırgınlıklar başka kırgınlıkları doğurdu, eski yaraları deşti, yeni yaralara dönüştürdü onları…”
16. Taht Oyunları – George R. R. Martin
a. “Beslediği cellatların ardına sığınan hükümdar, er geç unutur ölümün nasıl bir şey olduğunu.”
17. Fikrimin İnce Gülü – Adalet Ağaoğlu
a. "Ne kötü oldu şu dünya! Her yerde rekabet."
18. Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi – Francis Scott Key Fitzgerald
a. “Günün birinde her birimizin üstüne çöken ve sonuna kadar da bizimle kalan ebedi uyuşukluk çoktan yutmuştu onu.”
19. Değiştirilmiş Karbon – Richard K. Morgan
a. “Ama tıpkı şafaktan kaçılmadığı gibi düşüncelerden de kaçılmıyordu.”
20. Fahrenheit 451 – Ray Bradbury
a. “Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa, kitapların içinde birşeyler olmalı...”
21. Hayvan Çiftliği – George Orwell
a. “Özgürlüklerini savunamayanların ödedikleri bedel ağırdır. Özgürlük, değerli olduğu ölçüde kırılgandır da...”
22. Ben, Efsane – Richard Matheson
a. “Nefret edilmelerinin temel sebebi onlardan korkuluyor olması.”
23. Ağır Roman – Metin Kaçan
a. “Zamanı kim okşayabilir ki…”
24. Emma – Jane Austen
a. “Bazı insanlar vardır, onlar için ne kadar çok şey yaparsanız onlar kendileri için o kadar az şey yaparlar.”
25. Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood
a. “Susturulanlar duyulmak için yaygara koparacaklardır, sessizce de olsa.”
26. The Witcher – Andrzej Sapkowski
a. “İnsanlar canavar ve canavar hikayeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. Böylece yüklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.”
27. Yılanların Öcü – Fakir Baykurt
a. “Öyle bir ağlamak istiyor, bağıra bağıra, sesini dağların ardındaki köylere duyura duyura... İçinde çöreklenen bir acı var. On gün ağlasa bitmeyecek. Acısı içinden çıkıp gitmeyecek.”
28. Boardwalk Empire Rıhtım İmparatorluğu – Nelson Johnson
a. “Gerçekten de dibe düşerken aynı kişilerle karşılaşıyorsunuz. Merdivenden yukarıya tırmanırken, onlara iyi davranırsanız daha doğru olur.”
29. Yetenekli Bay Ripley – Patricia Highsmith
a. “Birlikte geçirdiğimiz güzel anlar için teşekkür ederim sana. Onlar, müzede korunan ya da kehribar içinde donup kalan nesneler gibi biraz gerçekdışı bir nitelik kazandı.”
30. Aşkı Memnu – Halid Ziya Uşaklıgil
a. “Lakin ondan fazla bir şey, sevgi değil, aşk isteniyordu ve kendisini tamamıyla haksız, insafsız, bulmakla birlikte bu aşkı veremiyordu.”
31. Yalancı Dünya – Orhan Kemal
a. “’Hey gidi yalancı dünya hey!’ diye geçirdi. Geçmiyormuş gibi günleriyle gerçekten de yalancı bir dünyaydı bu. Oysa günler, aylar, yıllar sanki kurşun hızıyla geçip geçip gidiyorlardı.”
32. Sıhhiye Bölüğü – Richard Hooker
a. Dizi uyarlaması M*A*S*H
33. Vahşetin Çağrısı – Jack London
a. “İçine çektiği nefeslerin toplamından çok daha yaşlıydı.”
34. Karanlığın Yüreği – Joseph Conrad
a. ''Rüyadaymış gibi yaşıyoruz; tek başına...''
