Sanat ve Anti-Sanat: Orhan Veli ile Garip’ten Dada ve Gerçeküstücülüğe
SabitFikir, Nisan 2024
Birinci Dünya Savaşı esnasında, savaşa girmeyerek sanatçılar için Avrupa’nın ortasında bir sığınak haline gelen İsviçre’de filizlenen Dada, kendisini anti-sanat üzerinden tanımlayan bir sanat hareketiydi. Dada, şiddete, savaşa ve savaşın sözde şanına, dönemin yükselen “değeri” ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa itirazla sınırlı kalmadı; yerleşik sanat ölçülerine, sanatsal değerlere, kurallara, “iyi sanat”ın her türlü tanımına ve sözde amaçlarına, burjuva estetiği dediği uyuma ve ahenge, düzene açıktan saldırdı. Ama anti-sanat derken, karşısına aldığı “sanat” neydi? Bu sanat, dönemin ruhuyla yoğrulmuş ve dönemin ruhunu yoğurmuş, modernitenin ufkunu çizdiği ve moderniteye ufuk çizen, tüm tarihselliğiyle aklın yolunun her yanına sindiği dönemin sanatıydı. O sanat ki modernitenin benzeştirici güçleriyle uyum içinde ürettiği katı kurallara kendisini bağlamıştı. Dadaizm, aklın hükmünün krallığında akılcılıkla beslenmiş ve sanatı karşısına alacak biçimde bir anti-sanat akımıydı. Böylece, yıkmaya kalkıştığı, önüne dikildiği katı rasyonalizmin, gölge edip kararttığı olasılıkları canlandırmayı amaçlıyordu. Uğruna bin yıllık paradigmayı yıktığımız, kati bilgiyi kurma görevini önüne serdiğimiz, bizi kurtaracağına inandığımız moderniteyi kuran akıl (ve onun çocuğu bilim) maalesef insanlığı kurtarmak bir tarafa onları mitralyözlerle biçiyor, hardal gazlarıyla zehirliyordu. İnsanı merkeze alan Hümanizm, biyopolitikayla merkeze koyduğunu iddia ettiği insanlara istatistik muamelesi yapıyordu; psikiyatrinin insanlara reva gördüğü “tedaviler” engizisyonun yöntemleriyle yarışabilirdi. Akıl, iyi yaşamın peşini tamamen bırakmış, tüm dikkatini verimliliğe vermişti. Araçsal aklın, ormanlara kereste, denizlere çöp, hayvanlara besin olarak bakması yetmemiş, bizzat merkeze aldığını iddia ettiği (diğer) insanları sömürü malzemesi olarak görüyordu. Dada, modernitenin atom bombaları ve toplama kamplarıyla tamamlanacak düşüşünün başında, sanat alanından akılcılığa erken tepki vererek ilk gediği açtı.
Dada bir büyük “değilleme”ydi; bu haliyle yıka yıka ilerleyip tayfun gibi kendi enerjisini kaybetmedi. Ürettiği rasyonalizm karşıtı güçle içinden yine radikal bir akım olan gerçeküstücülük doğurdu. Son dönemde edebiyatımızda yaşanan tür çoğalması bir tarafa, Dadaizmin bizim edebiyatımızdaki belirgin yankılarından biri Garip akımı olmuştu. Bu ay sabitfikir’de dosya konusu Orhan Veli olunca, mensubu olduğu Garip Hareketi üzerinden sanatta kural kırıcılığın zirvesine Dada’ya uzanalım; oradan da Dada’nın utandırdığı akılcılığın geri adımıyla güçlenen gerçeküstücülüğe açılalım istedik.
Liste:
1. Kral Übü – Alfred Jarry
a. “Ah, pislik! Haksızlığın da haklılık kadar değeri yok mu?”
2. Kervansaray – Francis Picabia
a. “Beynimiz kendi etrafında döner, gün gelir sincapların dönüp durduğu kafeslere dönüşür.”
3. Dada Manifestoları ve Diğer Metinler - Tristan Tzara
a. “Felsefi kırkayaklar, Hakikat-Gerçeklik istasyonları arasında, tahta ya da metal bacakları, hatta kanatları kırdılar. Ele avuca gelmez bir şey vardı hep: YAŞAM...”
4. Zamanın Dışına Kaçış – Hugo Ball
a. “Bizler Oscar Wilde'dan “sağduyu” ne pahasına olursa olsun her zaman karşı durmalıdır, inancını miras aldık.”
5. Üç Öykü ve Diğer Küçük Şeyler - Kurt Schwitters
a. “Evvel zaman içinde , kalbur zaman içinde , resimlerini havaya çizen bir adam vardı . Yassı fırçalarla yassı tuvallerle , yapyassı ve yavan gözükecek kadar yassı çizilmiş , yassı ve yavan şekiller değil; havaya yusyuvarlak şekiller çizerdi.”
6. Marcel Duchamp ve İşin Reddi – Maurizio Lazzarato
a. “Köksüz olmaktan gayet mutluydum. Çünkü köklerin benim üzerimdeki nüfusundan korkuyordum. Onları defetmek istiyordum.”
7. Daha İyisi Saksofon - Ernst Jandl
a. sakin günlerde oturup sormak:
hep böyle mi sürecek?
hep böyle mi sürecek?
hep böyle mi sürecek?
hep böyle mi sürecek?
hep böyle mi sürecek?
hep böyle mi sürecek?
hep böyle mi sürecek?
8. Dada – Özkan Eroğlu
a. “Dada, moral ve entelektüel bir krizin ortasında, adeta bir modern şok olarak algılanabilir:”
9. Dada Kılavuz – Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun
a. 1913-1923 Münih, Zürih, Berlin, Paris
b. “düşünmek bir miktar şarlatanlıktır. düşünmek doğal değildir: insanın, kendisinin ve başka şeylerin olduğu, sahiciymiş gibi bir sahne yaratması gerekir; tabii akıl yürütmeyle ilgili düzenbazlık bir yana... bütün bu sahtekarlıklar olmadan, düşünmek, budalalıktır... konuşmak yalan söylemeyi içerdiği gibi, zeki olmak da aldatmayı içerir... düşünce olayı öldürür... eylem, başka deyişle yaratmak, bilinçli düşüncenin tam karşıtıdır.”
10. Merhamet Haftası - Max Ernst
a. İmgelerin özgür çağrışımları, farklı nesnelerin anlamlı biraradalıkları ve sanattaki hareket serbestliği unsuru ile ilgilenen ressamlar için kolaj en uygun teknikti. Kübistler ve fütüristler onun son derece önemli bir sanat türü olduğunu ileri sürmüşler, Alman ve Rus Dışavurumcularla Avrupa`nın her yerindeki Dadaistler yeni güçler yüklemişler ve kolaj türü, Gerçeküstücüler (pek çoğu daha önce Dadaist olan) arasında önemli bir yer edinmiştir.
11. Kibar Semtler – Louis Aragon
a. “İnsan aşık olunca, çocukluğunda kaldığını sandığı duygular hiç solmamış gibi çıkagelir ve puro kokan, çetin ve az duygulu bir yaşamın ortasında, tıpkı bir fırtınada duyulan bir şarkı gibi kavrar yüreğini…”
12. Nadja – Andre Breton
a. "İsteseydiniz sizin için sadece bir hiç veya bir iz olurdum."
13. Manyetik Alanlar – Philippe Soupault ve Andre Breton
a. “Çöllerde tiyatrolar inşa eden madencileri tanımıyorsunuz. Onlara eşlik eden misyonerler ana dillerini konuşmayı unuttular.”
14. Savaş Mektupları – Jacques Vache
a. “Aslında şüphesiz ki SANAT yok. Bu yüzden onunla ilgili şarkılar söylemek yararsız..”
15. Bütün Eserleri - Ercümend Behzad Lav
a. “Biz neysek eskiden oyuz gene
Yıllar var ki biz biz olmaktan çıktık
Konuşmamaktan yazmamaktan
Ya da başka türlü konuşup başka türlü yazmaktan”
16. Yakasında Bir Çiçek Gibi İntiharı ile Birlikte Gezen Bir Adamı Durdurun – Jacques Rigout
a. “Hepiniz şairsiniz, ben ise ölüm tarafındayım.”
b. "Oluşumunu tamamlamış her şey ölmüştür."
17. Asıl Adalet - Paul Éluard
a. “Bırak utancımız bize kalsın
Utancı yok etmek için de olsa
Biz sarılmışız utanca
18. Madam Edwarda – Georges Bataille
a. “Hiçbir şey bilmiyoruz ve zifiri karanlıktayız. ama bizi aldatanı, üzüntümüzü, yani neşenin acıyla aynı şey olduğunu, ölümle aynı şey olduğunu bilmekten uzaklaştıranı görebiliriz hiç değilse.”
19. Sırdaş Trompet – Leonora Carrington
a. “Kişilik bir Vampir'dir ve Kişilik baskın olduğu sürece Hakiki Benlik asla ortaya çıkamaz.”
20. Bütün Şiirlerinden Seçmeler – Vitezslav Nezval
a. “Bir çocuğu bile tedirgin etmeyeceğim bir dünya istiyorum ben”
21. Yaşayan Ölümün Mekanları : Kafka, Chirico ve Diğerleri – Laszlo Flodenyi
a. Aydınlanmayı “acıklı bir karikatür” olarak gören bir perspektiften Batının “ideal şehir” hayalini izini sürüyor. Rönesans resimlerinden Nazi Almanya’sının şehir planlarına, Giorgio de Chirico’nun gerçeküstü resimlerinden Franz Kafka’nın bürokrasi mekânlarına…
b. “Hayat ölümlü, ölüm ise canlıdır.”
22. Dada Korkut – Serkan Işın
a. Görsel Şiir
23. Sirte Kıyısı – Julien Gracq
a. “Elle tutulur hiçbir şey yok ortada. Her şey sarılıp sarmalanmış, dolaylı hale getirilmiş biçimde kalıyor. Her şey o söylentilere gönderme yapıyor ama hiçbir şey onları ortaya çıkarmıyor. Sözler, gün boyunca Söylenen sözler, inatla bir kılıf (herhangi bir şeyin kılıfını) oluşturuyormuş ama aslında o kılıfın içi boşmuş gibi.”
24. Yana tutuşa – Gherasim Luca
a. “Ghérasim luca’nın sözlerinin bu kadar şiirsel olmasının nedeni, kekelemeyi sözün bir duygulanımı değil, dilin bir duygusu haline getirmesidir. örülen ve çeşitlenen bütün bir dildir,”
25. Dava – Franz Kafka
a. “Bir kez her şey düzene kondu mu, yaşanan olayların tüm izleri silinmiş olacaktı ve her şey yine eskisi gibi devam edecekti.”
26. Ufak Tefek Olaylar – Daniil Kharms
a. “İnsan yavaş yavaş biçimini kaybeder ve bir küreye dönüşür. Ve bir kere küreye dönüştü mü de bütün arzularını yitirir.”
27. Günlerin Köpüğü – Boris Vian
a. “Ben herkesin mutluluğunu değil her bir kişinin mutluluğunu istiyorum.”
28. Ficciones – Jorge Luis Borges
a. "Düşleyenin düşünde, düşlenen uyandı."
29. Görünmez Kentler - Italo Calvino
a. “Kentler vardır, yıllarla ve değişerek arzuları biçimlemeyi sürdürürler; kentler vardır, ya arzularca silinir ya da arzuları siler, yok ederler.”
30. Üçüncü Polis - Flann O'Brien
a. “Bilgeliğin ilk esası, soru sormak ve hiçbir soruyu cevaplandırmamaktır.”
31. Kör Baykuş - Sadık Hidayet
a. “Sadece canlı cenazeydim. Ne dirilerin dünyasıyla bağım vardı, ne ölümün unutulmuşluğundan ,huzurundan yararlanıyordum.”
32. Çıplak Şölen – William S. Burroughs
a. “Etrafımda ölümü hisseder ve aklımda uykudan hemen önce geliveren küçük imge kırıntıları dönerken ne diyebilirdim?”
33. Flores Geceleri - César Aira
a. “Her şeyi anlayan insan her şeyi affeder.”
34. Giorgio De Chirico Dünyanın Gizemi - Katherine Robinson , Tania Bahar , Begüm Ersöz ve Zeynep Ögel
a. Gerçeküstücülerin büyükbabası De Chirico’nun kurucusu olduğu metafizik sanat olgusuna yakından bakan, çeşitli makaleler ve de Chirico’nun kendi yazılarını içeren ilk olarak sergi rehberi olarak çıkan kitap.
