Murat Can Aşlak Kitap ve Film Yazıları

filmler ve kitaplar üzerine ve üzerinden fikri tepişmeler

  • Anasayfa
  • Filmler
  • Filmler Listeler
  • Serbest Yazılar
  • Kararsız Okur
  • Kitaplar
  • Hakkımda

Tekrar Tekrar Okunacak Romanlar - Anlama, Yeniden Anlama ve Gadamer

August 16, 2026 by Murat Can Aslak

SabitFikir, Mart 2024

Alman düşünür Hans-Georg Gadamer için “Anlama”, tarihsel bir çerçeve içinde varolan bilinçli insan varlıklarının dünya ile ilişki içine girmelerinin temel yoludur. Gadamer, doğa bilimlerinin bilimsel aklının evrensellik iddiasının karşısına nesnellik iddiasından vazgeçmek pahasına insanın temel anlama yetisini koyar. Her türlü yöntem, doğası gereği, tüm öznel etkilerden arındırılmak üzere geliştirilmiş işlemler, kurallar kümesidir. Başta Bacon ve Descartes olmak üzere erken modern düşüncenin pek çok ismi, güvenilir bilgiye ulaşmak için yöntemsel yaklaşımlar geliştirmişti. Bacon bunu deney ve tümevarım, Descartes ise aklın yöntemli kullanımı üzerinden yaptı. Dilthey ise doğa bilimlerinin yöntemini insan bilimlerine taşımaktan çok, insan bilimlerinin kendilerine özgü anlama biçimini temellendirmeye çalıştı. Gadamer ise yöntemli yaklaşımların sınırlarını gösterirken öznenin merkezi konumunu sorguladı: hümanizm tesis edilirken özneye evrensel bir bakış atfedildi ve öznenin anladıkları (ürettiği bilgi) tamamen nesneye yapıştırıldı. Öznenin de kurulu olduğu, içinde bulunduğu toplumun sınırlarına tabi olduğu, dille çevrelendiği ve tarihselliği göz ardı edildi. Modernite – ve hümanizm- ile özneye verilen abartılı -neredeyse tanrısal- rol; modernitenin doğayı, salt nesneler alanında şeyleştirme eğilimini açıklar. Yöntemsel yaklaşımlar; hümanist bakışın araçsal ve hesaplayıcı aklının engel tanımayan yayılımı, insanları da şeyleştirilme tehdidi altında bırakır.

“Anlama” nesneyle ilişkili olduğu kadar kaçınılmaz olarak özne ile de ilişkilidir. Özne de nesne gibi anlama sürecinde denkleme girdiğinde oluşan bilgide, bilenin kendi varlığı da gündeme gelecektir. Tarihsellik anlama ediminin sadece nesnesini değil aynı zamanda öznesini de tanımlar. Tüm ön yargılardan bağışık bir anlama yoktur, böylece anlamada nesnellik çöker. Her anlama (her yorum), nesnenin getirdiği zorlukların yanında anlama ediminin öznesinin tarihsel konumunun getirdiği sınırlamalardan etkilenir. Yorumcunun (alımlayıcının, bilginin öznesinin) bakış açısından, perspektifinden kaçılamaz, bundan azade bir anlama/bilgi yoktur. Tarih sadece bilinmesi/anlaşılması gereken nesneler barındıran bir şey değil, aynı zamanda bizi onu anlama teşebbüsünde bulunan tikel öznelere dönüştüren şeydir.

Anlama tarihseldir. Anlama; öznenin ufkuyla, nesnenin (kitabın, filmin, ilişkiye geçilen nesnenin) ufkunun birbirlerine dokunduğu yerde gerçekleşir. Perspektif -ya da özne- değiştikçe anlam/bilgi değişir: Daha iyi ve daha kötü ya da doğru olmayan yorumlar olsa dahi, belli bir şeyin/metnin tek yorumu yoktur. Anlama bağlantısaldır. En iyi ihtimalle söz konusu perspektifin, başka perspektiflerin farklı yorumlarıyla birlikte var olabilen doğru yorumundan söz etmek olanağı vardır. Gadamer için hermenötik, öznenin ufku ile karşısındaki metnin ya da nesnenin ufkunun karşılaşması, “ufukların kaynaşması”dır. Yorum geçmişe yönelmiş olduğu kadar şimdinin çıkar ve ilgilerine de hizmet eder.

Üretkenlik ve anlam kesinlikle tüketilemez: Tek bir yorum bir eserin anlamını bütünüyle ve tüm yorumlama ufuklarını kapsayacak biçimde, tüm zamanlar boyunca kesin sonuçlu olarak geçerli olacak şekilde asla yakalayamaz. Eserin anlamı tüketilmez. Bir kitap söz konusu olduğunda, nesne olarak kitap sabittir, ancak ona bakan özneler ve perspektifler değişmektedir. Bu değişime, aynı kişinin yıllar içinde farklı anlarda farklı perspektifler üretmesi yani farklı özneler olarak görülebilmesi de dahildir. Aynı kişinin aynı kitabı farklı zamanlarda okunurken üretilen anlam farklıysa, o kişi zaman içinde değişen ufku ile ilgili de başka türlü ulaşması mümkün olmayan bir kavrayışa erişme fırsatı bulur.

Bu ay sabitfikir, “klasikleri niye okumalıyız?” sorusunun peşine düşünce Kararsız Okur’da tekrar tekrar okumaya uygun kitaplardan bir deniz oluşturalım ve bu denizin içinden kendi tarihselliğimizin ve ufkumuzun dönüşümüne bakalım istedik. 

 

1.      Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

"’Sen gerçekten hasta görünüyorsun, mideni bozan bir şey mi yedin?’

Başıyla doğruladı. ‘Uygarlık yedim.’ ‘Ne?’ ‘Zehirledi beni uygarlık.’

2.      Savaş ve Barış - Lev Tolstoy

“Hissedileni sözlerle ifade etmek mümkün değilse konuşmaya ne gerek var?”

3.      Tatar Çölü – Dino Buzzati

“O da bizim gibi , düşman yüzü görmedi, savaş yaşamadı. Ama sanki bir muharebedeymiş gibi öldü.”

4.      Gülün Adı – Umberto Eco

“Her gerçek her kulağa göre değildir.”

5.      Tutunamayanlar – Oğuz Atay

“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”

6.      Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald

“Hem içinde hem dışındaydım, yaşamın durmak bilmez çeşitliliği karşısında hem büyüleniyordum hem de tiksiniyordum.”

7.      Zeno’nun Bilinci - Italo Svevo

“Başkalarında en imrendiğim özellik, umursamazlıklarıydı.”

8.      Doktor Faustus - Thomas Mann

“Kendi hazırladığın, kendi koyduğun bir düzene uyma yükümlülüğü de bir tür özgürlüktür.”

9.      Yavaş Adam - J.M. Coetzee

“Ben de ortalarında zaman harcıyor, zaman tarafından harcanıyorum.”

10.   Tess – Thomas Hardy

“Tess Durbeyfield hayatının bu döneminde, tecrübeyle henüz renklenmemiş, yalnızca bir duygu havuzundan ibaretti.”

11.   Hamlet - William Shakespeare

“Ne yaman bir devrim bu, gören göz için. Bu kemikler böyle ayak altında olmak için mi bunca nimetlerle beslendi?”

12.   Frankenstein - Mary Shelley

“İnsanın dünü, asla yarını gibi olmayabilir; Değişimden başka bir şey ayakta kalamaz!”

13.   Alice Harikalar Diyarında – Lewis Carroll

“Ben deli değilim! Benim gerçekliğim sizinkinden çok farklı.”

14.   Dönüşüm - Franz Kafka

“Biraz daha uyusam bütün bu olanlardan kurtulabilir miyim ?”

15.   Don Quijote - Miguel de Cervantes Saavedra

“Kötülere iyilik etmek kum üstüne yazı yazmak gibidir.”

16.   Küçük Şeylerin Tanrısı – Arundhati Roy

“İnsanların alışkanlıklarla yaşayan yaratıklar olduğunu söyledi, nerelere alıştıklarını bilseniz hayret ederdiniz...”

17.   İlahi Komedya - Dante Alighieri

“’Ey buradan içeri girenler, her türlü ümidi geride bırakın’. Cehennem ümidin olmadığı yerdir. Hiçbir ümidin kalmaması, hayatta cehennemi yaşamaya denktir.”

18.   Mrs. Dalloway - Virginia Woolf

“Her şeye rağmen sıcaktı güneş. Her şeye rağmen üstesinden geliyordu insan. Hayat bir şekilde, günleri birbiri ardına eklemenin bir yolunu buluyordu, her şeye rağmen.”

19.   Koku – Patrick Suskind

“Paranın ya da şiddetin ya da ölümün gücünden büyük bir güçtü elindeki: insanlarda sevgi uyandırmanın yenilmez gücü.”

20.   Cinler – Fyodor Dostoyevski

“Evet ama sizi niçin kırbaçlasınlar? Bir şey yapmadınız ki, öyle değil mi?

Bu daha kötü, bakacaklar bir şey yapmamışım, basacaklar kırbacı.”

21.   Ulysses - James Joyce

“Ama şimdi yarın yeni bir gün olacak. Geçmiş bugün oldu şimdi. Şu an ise yarın şimdi olduğu gibi geçmiş dün.”

22.   W. ya da Bir Çocukluk Hatırası – Perec

“Çok azı intihar etmeye kalkışır, çok azı gerçekten delirir. Birkaçı haykırmayı sürdürür, ama çoğu susar, inatla.”

23.   Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry

“İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...' 'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."

24.   Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

“Ama insanın muhteşem tarafı budur; sil baştan yapmaktan vazgeçecek kadar umutsuzluğa veya tiksintiye kapılmaz asla… çünkü böyle yapmanın önemli ve yapmaya değer olduğunu çok iyi bilir.”

25.   Mülksüzler – Ursula K. Le Guin

“20 yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki, yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.”

26.   Uğultulu Tepeler - Emily Brontë

“Bu soğuk yüzlü insanlar arasında can vermek ne acı!”

27.   Nietzsche Ağladığında – Irvin D.Yalom

“Varlığın ebedi kum saati sürekli baş aşağı çevriliyor, tekrar tekrar.

Bu düşüncenin sana sahip olmasına izin ver, o zaman ben de senin ebediyen değişeceğine söz veririm. Bu fikirden hoşlanıyor musun, yoksa nefret mi ediyorsun? Bu fikirden hoşlanacağın bir yaşamı yaşa.”

28.   Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez

“Yüreğini kolla... ölmeden çürüyorsun.”

29.   Aylak Adam – Yusuf Atılgan

“Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.”

30.   Yolda – Jack Kerouac

“Benim ilgimi çeken insanlar deli olanlardır. Yaşamak için deli olan, konuşmak için deli olan, her şeye aynı anda ihtiras duyan, hiçbir zaman esnemeyen ya da sıradan bir şey söylemeyen.”

31.   Günlerin Köpüğü – Boris Vian

“Çiçekçi dükkanlarının hiç demir kepenkleri olmaz. Kimse aklına getirmez çiçek çalmayı.”

32.   Madame Bovary – Gustave Flaubert

“Elle tutulup gözle görülmez bir derdi nasıl anlatabilirdi insan?”

33.   Yaşamak – Yu Hua

“Geceleri yatağa uzanır ama uyuyamazdım. Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma, ama sonunda yine kendimden nefret ederdim.”

34.   Açlık – Knut Hamsun

“Kendimi istediğim gibi çekip çeviremeyecek kadar bitkindim adeta. Ufak ve zararlı bir sürü hayvan içime dolmuş, beni oyup boşaltmıştı.”

35.   Moby Dick – Herman Melville

“Ama insanı en çok çileden çıkaran, insanı en çok küçülten şeylerden hiçbirinin bedeni yoktur. Elle tutulur bir bedeni yoktur ama, güçlü bir varlıktır gene de.”

36.   Parfümün Dansı – Tom Robbins

“Sen bana tek gözümle bu kadar güzel görünüyorsan, iki gözüm olsa kim bilir ne kadar daha güzel görünürdün.”

37.   Gülüşün ve Unutuşun Kitabı - Milan Kundera

“Hepimiz neyin önemli olup neyin önemli olmadığı hakkında katı bir anlayışın tutsaklarıyız.”

38.   Veba – Albert Camus

“Çekip gidene her şey mizâh

Kalıp bekleyene her şey şiirdir.”

August 16, 2026 /Murat Can Aslak
  • Newer
  • Older

Powered by Squarespace