Murat Can Aşlak Kitap ve Film Yazıları

filmler ve kitaplar üzerine ve üzerinden fikri tepişmeler

  • Anasayfa
  • Filmler
  • Filmler Listeler
  • Serbest Yazılar
  • Kararsız Okur
  • Kitaplar
  • Hakkımda

Toplumsal Gerçekçilik ve Lucas Kritiği

August 17, 2026 by Murat Can Aslak

SabitFikir, Ekim 2024

20. yüzyılın ilk çeyreği (belki ilk 30-35 yılı), tarihinin en yüksek enerjili dönemini insanlığa tecrübe ettirmiş olabilir. Topyekûn savaş gibi, Büyük Buhran gibi zor dönemlerin yanında büyük umutların yeşerdiği pırıltılı dönemler de bu görece kısa zamana sıkıştı. En karanlık anların en büyük ferahlıkları, en büyük umutların da zifiri karanlıkları kovalayabildiği canlı, hareketli, yüksek enerjili ve müdanasız bir dönemdi. Her şey bitmiş gibi karamsar zamanlarla her şey mümkünmüş gibi hissedilebilen zamanlar birbirini kovaladı. Zeminler kayganlaştı, buharlaştı, yeniden üretildi, olmadı çöktü, yenileri üretildi, bir daha bu defa başka türlü tekrar tekrar denendi. Her şey büyük büyük yaşandı. Bu dönem baştan sona manifestolarla doldu. 20. yüzyıl başı o kadar büyük kuvvetler ve zaman zaman gizil, zaman zaman aktif enerjiler barındırıyordu ki imparatorlukların hemen hepsini ortadan kaldırdı; diğer yandan insanlığın en büyük buluşları (görelilik teorisi, kuantum teorisi, modern tıbbın ve ilacın yükselişi…) bu dönemde sırlarını ifşa ederken dünya sanatı da büyük olasılıkla zirvesini bu zamanlarda gördü. Roman türü tepe noktasını Mrs. Dalloway, Ulysses, Kayıp Zamanın İzinde, Dönüşüm ile bulurken sinema bu dönemde emeklemeyi bırakıp ayağa kalktı. Büyük resimde, avangart sanat akımları da bu dönemde altın çağlarını yaşadılar. Bugün farkında olmasak da – bunun bir nedeni de Sovyetler Birliği’nin o zamanki yönetiminin avangart eserlere karşı sonradan geliştirdiği hoyrat tavırdır – Sovyetler Birliği, Batı’nın sanat üretiminin karşısında tek başına dev bir üretim merkezi olarak müthiş işler çıkartıyordu. Sovyetler Birliği, hem Batı’da hayat bulmuş avangart akımların harika örneklerini üretip insan zihninin sınırlarını aşındırırken diğer taraftan bunların üstüne koyarak kendi avangart akımlarını -suprematizm, kübo-fütürizm, imajinizm, zaum- üretiyordu. Bunların arasından konstrüktivizm gibi toplumcu avangart akımlar da doğurdu. Ta ki yönetim, sanatsal üretim ve toplumun biçimi arasındaki ilişkiyi kullanmaya karar verip sanatsal üretimi bir propaganda faaliyetine indirgemeye karar verene kadar… Bundan sonra güzelim Sovyet avangardı ve toplumsal gerçekçi akımları dışlandı ve bastırıldı. Hepsinin yerini propagandist Sosyalist Gerçekçilik perspektifi aldı. Sovyet sanatı ya yeraltına çekildi, ya yurtdışına kaçtı ya kendi içine çöktü.

Dönemin Sovyet yönetimi, Robert Lucas’ın 1970’lerde geliştirdiği “Lucas Kritiği”ni duymamıştı elbet. Bu aslında tüm karar alıcıların, her kararında göz önünde bulundurması gereken bir test olarak öne çıkıyor. Temelde “korelasyon, nedensellik anlamına gelmez” uyarısıyla akraba bir noktadan hareket eder: geçmişte gözlenen bir ilişkinin, bu ilişki politika yoluyla kullanılmaya başlandığında aynı biçimde süreceği varsayılamaz. Lucas Kritiği, aralarında ilişki olduğu düşünülen iki mevhum (örneğimizde sanat ve toplum) üzerine bir politika inşa edilecekse, diğer bir deyişle bu ilişki istismar edilmeye kalkıldığında, o ilişkinin politika değişikliğinden etkilenip etkilenmeyeceğinin hesaba katılmasına dayanır. Sovyet tecrübesinde, doğal halde bırakıldığında büyük ve dönüştürücü bir güçle işleyen sanat-toplum etkileşimi, bu etkileşim üzerinden fayda peşine düşüldüğünde tuzla buz oldu. Lucas’tan sonra, artık her alanda her politika adımının bu testten geçirilmesi gereği var.

Propagandist Sosyalist Gerçekçiliği ve onun kuru, gri üretimini, onun kâğıttan kaplanlarını bir kenara bırakalım. Sovyetler’de Sosyalist Gerçekçiliğin hâkimiyetiyle dışlanan ya da bastırılan konstrüktivizm, suprematizm, kübo-fütürizm, imajinizm ve zaum gibi akımları da hatırlayarak, toplumsal gerçekçilik kokan kitapları bu ay Kararsız Okur’a taşıyalım istedik. Sabahattin Ali’nin hayat hikâyesiyle birlikte sonbahara yakışan bir Kararsız Okur oldu.  

Liste:

1.      Aganta Burina Burinata – Halikarnas Balıkçısı

a.      “İnsan bir mevsimde bir ağacın muayyen bir dalında bir yemiş buluyor. Yiyor ve hoşuna gidiyor. Bir-iki mevsim sonra yine aynı dalda aynı yemişi arıyor, ya yemiş o dalda bulunmuyor ya da bulunursa hoşa gitmiyor. Belki de yemişi arayan değişmiş bulunuyor.”

2.      Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali

a.      “'O gelmez artık!’ dedi. ‘Nereden biliyorsun?’ dedim. ‘Gidişinden belliydi!’ dedi.”

3.      Mülksüzler – Ursula Le Guin

a.      “Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi reddederek — değişmeyi reddederek. İşte bizim toplumumuzun yaptığı da bu!”

4.      Nasıl Yapmalı – Nikolay Çernişevski

a.      “Her zaman şaştığım bir şey olmuştur, insanlar neden başkalarına karşı çok naziktir? Aile içindeki davranışlarından çok daha farklı, nazik, güzel görünmek ister başkalarına, neden? Kendinden olanları, kendi ailesinden olanları daha çok sevdiği halde insan niye onlara kabadır, kötüdür de başkalarına karşı ince, sevecen ve iyidir.”

5.      Baba Evi  - Orhan Kemal

a.      Küçük Adamın Notları isimli otobiyografik romanlar serisinin ilk kitabı

b.      “Benim bir ağabeyim var, der ki: ‘Eski ayakkabılarımdan zenginlerimiz utansın.’”

6.      Çıkrıklar Durunca – Sadri Ertem

a.      “İnsanların ümitleri kanlı, gülüşleri tehlikelidir.”

7.      Susuz Yaz – Necati Cumalı

a.      “Bir kanama başlamış gibiydi yüreğinde. Konuşmak durmadan konuşmak istiyordu. Konuştukça iyileşeceği sanısındaydı.”

8.      Ekmek Kavgamız – Reşat Enis

a.      “Denizde ağımız çürür, karada kendimiz.”

9.      Germinal – Emile Zola

a.      “Gelecekten umut kesilmez, her şeyin yeniden başlayabilmesi için azıcık talih yeter.”

10.   Martin Eden – Jack London

a.      “Vardığın hükümler, okuduğun kitaplarla paraleldir mutlaka.”

11.   Yılan Hikayesi – Samim Kocagöz

a.      "Ben gençliğimde açık denizlerde de balıkçılık ettim. Ölü dalga nedir bilir misiniz? Köpüren, coşan, ortalığı altüst eden dalgadan daha berbat, daha yıkıcı, daha hırpalayıcıdır. Adama yokmuş gibi görünür, bir sallar bir sallar ki, vallah billah neye uğradığını şaşırırsın. İşte bizim memlekette de şimdi böyle bir ölü dalga var.”

12.   Sağırdere – Kemal Tahir

a.      “Biz köylüyüz, arslanım, birbirimize karşı kurt gibiyiz, yabancıya karşı köpek gibi.”

13.   Kaplumbağalar – Fakir Baykurt

a.      “Yüzü nasıl okunursa o anlamı veren silinmiş bir yazı gibiydi.”

14.   Teneke – Yaşar Kemal

a.      "Sen sen ol, görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür."

15.   Bizim köy – Mahmut Makal

a.      “Bilmek yanmakmış büsbütün!”

16.   Middlemarch – George Eliot

a.      “Dünyanın iyileşmesi kısmen tarihe mal olmayan eylemlere bağlıdır ki, üzerimizdeki etkileri önemsiz kabul edilemez ve onları, saklı bir hayatı sadakatle sürdüren, sonrasında ziyaret edilmeyen mezarlarda istirahat edenlere borçluyuzdur.”

17.   Cemo – Kemal Bilbaşar

a.      “Geri dönüp bakmadım. Baksam yoluma devam edemezdim.”

18.   Dışarıdakiler – S. E. Hinton

a.      “Kendime hep yalan söylerim, hiçbir zaman da inanmam.”

19.   Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck

a.      “Üzülme," dedi. "Bazen mecbur kalır insan…"

20.   Dublinliler – James Joyce

a.      “Bedeni bir şeyler yapma, dışarı fırlayıp şiddete başvurma, şiddet içinde yuvarlanma isteğiyle kavruluyordu. Hayatının bütün onursuzlukları tepesini attırıyordu.”

21.   Karartma Geceleri – Rıfat Ilgaz

a.      "Ölçülü yaşamak! Bu da bir başka zincir vurmak olacaktı kendi eliyle kendi özgürlüğüne..."

22.   Büyük Balıklar - Orhan Hançerlioğlu

a.      “Vücudumuzun her zerresinde çılgın elektron kasırgaları esiyor.. biz ise bütün bunlardan habersiz seviyor, nefret ediyor, gururlanıyor ve dövüşüyoruz.”

23.   Görünmez adam – H.G. Wells

a.      "Ben de senin gibi etten kemikten bir insanım. Ben de acıkırım, susarım, soğuktan korunmak için örtünmem gerekir. Anlıyor musun? Görünmezim. Bu kadar basit."

24.   NW Londra – Zadie Smith

a.      “Belki de hayatın kendisinden daha büyük bir şeye dönüşmemesi önemli değildir.”

25.   Çimento – Fyodor Vasiliyeviç Gladkov

a.      “Hayaller, zihinsel çalışmaların dans adımlarıdır.”

26.   Ve Çeliğe Su Verildi - Nikolay Ostrovski

a.      “Bir işçiyi sevmeye cesaretin oldu da, bir fikri mi sevmeye cesaretin yok.”

27.   Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski

a.      “İnsanın ruhunu yücelten acı, ucuz bir mutluluktan daha değerlidir.”

28.   Arıların Gizli Yaşamı – Sue Monk Kidd

a.      “Hayatımda ilk kez fark ettim : Dünyada gizemden başka bir şey yok, zavallı, ürkek günlerimizin dokusunun arkasına nasıl saklandığını, parıldadığını ve biz bunu bilmiyoruz bile.”

29.   Sefiller – Victor Hugo

a.      “Nerede doğduğumu ben bile bilmiyorum. Herkesin dünyaya geleceği bir ev yoktur.”

30.   Filler İçin Su – Sara Gruen

a.      “Paylanmaya ve güdülmeye ve yönetilmeye ve idare edilmeye o kadar alıştım ki, birisi bana gerçek bir insanmışım gibi davrandığında, nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum.”

31.    Ana  - Maksim Gorki

a.      “Bu kadar acıya katlanacak gücü nereden bulur insan? Alışıyorsun...”

32.   Günden Kalanlar – Kazuo Ishiguro

a.      “Siz, nazik, iyi niyetli beyefendiler, sorarım size, çevrenize hiç baktınız mı, dünyanın nasıl bir yer haline geldiği konusunda bir fikriniz var mı?”

August 17, 2026 /Murat Can Aslak
  • Newer
  • Older

Powered by Squarespace